Borusan Holding

1944 yılında, ilk grup şirketinin kurulması ile temelleri atılan Borusan Grubu, günümüze kadar faaliyet gösterdiği tüm sektörlerde hızlı bir büyüme sağladı. Çelik, distribütörlük, lojistik ve enerji sektörlerindeki başarılı şirketleri ile dünya pazarında küresel bir oyuncu haline gelen Borusan Grubu, tüm iş alanlarında iddialı projelere imza attı. Yüksek müşteri memnuniyeti ile çalışmalarına devam eden Borusan Grubu’nun büyük başarısının ardında güçlü bir kurumsal kültür ve işbirliği yatıyor…

Borusan Grubu tüm iş süreçlerinde, üzerinde yaşadığımız gezegendeki doğal kaynakların sınırsız olmadığının bilincinde olarak hareket ediyor. Borusan’ın hedefi; kaynakları ekonomik kullanmak ve geleceği tüketmeden yaşam kalitesi sağlamak. Borusan Grubu; faaliyetlerinde çevreye verdiği zararı en aza indirmek için gelişmiş çevre, sağlık ve güvenlik standartlarını uyguluyor.

Projenin Amacı

Çelik, distribütörlük, lojistik ve enerji sektörlerindeki başarılı şirketleri ile dünya pazarında küresel bir oyuncu haline gelen Borusan Grubu, tüm iş alanlarında iddialı projelere imza atarken başarılı projelerin ve çalışmalarının temelinde, günümüzün en önemli gücü olan bilişim teknolojilerine de yatırım yapılması ve güncel teknolojileri yakalama gerekliliği temel ihtiyaç olarak ortaya çıkmıştır.

Kullanıcı sayısındaki yüksekliğin yanında IT ekiplerinin kullanıcı desteği de sunmaya devam etmesi gerekliliği bu tiip çalışmalarda kurumsal ve güçlü bir iş ortağı ile hareket etme gerekliliğini de beraberinde getirmiştir.

Gerçekleştirilen Çözüm

Borusan grup şirketlerinde hali hazırda kullanılmakta olan notebook ve pc ekipmanlarının yenilenmesine yönelik olarak 2011 ve 2014 yıllarında iki ayrı zamanda ve farklı grup şirketlerinde gerçekleştirilen projelerde genel toplamda 3.000 kadar ürün yenisi ile değiştirilmiştir.

Bu tip projelerin genelinde olduğu üzere projeler 3 aşamada tamamlanarak müşteriye teslim edilmiştir.

-Ürün tedarik ve Hazırlama

-Ürün Dağıtım

-Yerinde Değişim Hizmeti

Proje kapsamında müşterimiz tarafından hazırlanmış olan imajlar müşteri lokasyonundan alınmış imajlama sunucuları üzerine aktarıldı.5 makinelik restore testleri sonrasında müşteri kontolü için cihazlar müşteri lokasyonuna geriş gönderildi.Alınan niha onay sonrasında cihazlar imajlanarak, asset etiketleri yapıştırılıp kutulanarak iletilmiş olan lokasyonlara gönderimi yapıldı.

Borusan özelinde çalışma içerisine, imajlama sonrasında küçük bir pre-config hizmeti de sunularak müşterimizin saha değiimlerinde en az süreyi harcamasına katkı sağlanmıştır.

Tüm Türkiye genelinde farklı farklı lokasyonlardaki yerinde değişim hizmetleri de tarafımızdan sunulmuş olup bu konunda planlana servis hedeflerinde %100 değerleri yakalanmıştır.

Gerek hazırlık aşamasında pre-config desteği ve gerekse profesyonel saha ekiplerimizle sunduğumuz değişim çalışmalarımız yüksek başarı ve memnuniyetle tamamlanmış olup maddi ve zamansal olarak Borusan Grubuna şirketlerine sorunsuz çalışma ortamı sağlamıştır.

“Yaptığımız çalışmalar sonucunda gerek teknolojik yenilikler sunması gerekse teknik destek anlamında bize en uygun gelen ürünleri seçtik. TIER-3 sertifikası alacak seviyede yeni veri merkezimizi yaptık.”

Serkan YETİŞKUL
Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı A.Ş Bilgi İşlem ve Otomasyon Müdür Yardımcısı

Sabiha Gökçen’in ağ altyapısı ve Wi-Fi
erişiminde Aruba imzası

Sabiha Gökçen Havalimanı değişen teknolojik gereksinimler, yükselen yolcu grafiği ve yolcu profilinin teknolojik beklentileri neticesinde bir Hewlett Packard Enterprise şirketi olan Aruba’nın ağ altyapısı ve Wi-Fi çözümlerini Artı&Artı’nın da desteğiyle hayata geçirdi. 

İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı (ISG), ulusal ve uluslararası havayolu taşımacılığında önemli pazar payına sahip kuruluşlarımız arasında yer alıyor. 31 Aralık 2014 tarihinden bu yana % 100 bir Malaysia Airport Holdings Berhad (MAHB) iştiraki olan ISG, İstanbul Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı’nda mevcut terminallerin işletme hakkının yanı sıra otopark işletmesi, yer hizmetleri, kargo, uçak yakıt ikmal operasyonları ve havalimanı oteli ile CIP tesislerinin işletmesini üstlenmiş durumda.

Türkiye’nin ikinci, Avrupa’nın ise 12’nci büyük havalimanı olan Sabiha Gökçen 2009 -2015 yılları arasında 7 yıl üst üste Avrupa’nın en hızlı büyüyen havalimanı oldu ve 2019 yılında 35.5 milyon yolcu ağırladı.

Her kurumda olduğu gibi Sabiha Gökçen’de de teknoloji yatırımları ve dijital dönüşüm önemli yer tutuyor. Havalimanı’nın hayati ve kritik iş süreçleri arasında; yolcunun Havalimanı’na geldiği andan itibaren uçağa binene kadar geçen süreçte daha hızlı, daha kolay ve kesintisiz hizmet alabilmesi yer alıyor.

Sabiha Gökçen Havalimanı değişen teknolojik gereksinimler, yükselen yolcu grafiği ve yolcu profilinin teknolojik beklentileri neticesinde yeniliklere ayak uydurabilmek için BT altyapısı ve network erişiminde yeniliğe gitme kararı aldı.

En kritik nokta doğru mimariyi oluşturmak​

Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı A.Ş Bilgi İşlem ve Otomasyon Müdür Yardımcısı Serkan Yetişkul, söz konusu gereksinimlerini ve izledikleri yolu şöyle ifade ediyor: ‘’ISG olarak teknolojik ömürlerini dolduran ağ cihazlarının yenilenmesi ihtiyacı ortaya çıktığında titizlikle ürün araştırmaları yaptık. Yaptığımız çalışmalar sonucunda gerek teknolojik yenilikler sunması gerekse teknik destek anlamında bize en uygun gelen ürünleri seçtik. TIER-3 sertifikası alacak seviyede yeni veri merkezimizi yaptık. Aruba’nın desteği ile, çalışan bir sistemde minimum kesinti ve sıfır kritik problem ile eski veri merkezimizi yeni veri merkezimize taşıdık.

Altyapı yenileme projesinde öncelikle Wi-Fi altyapısının değiştirilmesi kararı alındı. Serkan Yetişkul proje sürecini ve uygulama aşamalarını şöyle aktarıyor: ‘’ Wi-Fi tarafında eski sistemimiz 802.11 ac gibi güncel teknolojileri desteklemiyordu. Sürekli kopma, yavaşlık ve roaming problemleri yaşıyorduk. Yedeklilik yapısı da çok stabil değildi. Destek anlamında da ciddi sıkıntılarımız vardı. Bu alanda dünyada lider firmaları araştırdık. Aruba mühendisleri ile birlikte yoğun bir mesai sonucu bütün terminaldeki access point yapısını inceleyerek mevcut yanlışları tespit ettik. Doğru mimariyi oluşturduktan sonra doğru ve hassas bir planlama ile fiziksel cihaz değişimlerini gerçekleştirdik.

Sonrasında benzer çalışmayı kablolu network altyapısı için gerçekleştirdik. Aruba mühendisleri ile itinalı çalışmalarımız neticesinde korkulan olmadı ve sorunsuz bir geçiş yaşadık. Yolcularımıza internet hizmeti sağlamak amacıyla Aruba ile bir iş ortaklığı daha yaptık. Çeşitli restoran ve dükkanlara internet şifresi oluşturmak için el terminalleri verildi. Otel, CIP ve VIP salonlarda free internet yayını yapılmaya başlandı. Günlük 120 bin civarında olan yolcu ve yakınlarının sorunsuz internet deneyimi için terminaldeki yoğun bölgelerde Wi-Fi6 teknolojisine geçiş yaptık ve sorunsuz geçiş sağladık.’’

Kesintisiz çalışan bir ağ ve Wi-Fi
çözümü oluşturduk

Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı A.Ş Bilgi İşlem ve Otomasyon Direktörü İsmihan Baysal Anderson, Aruba’nın ağ erişim ve yönetim çözümlerinin kuruma sağladığı önemli faydalar arasında kolay yönetim ara yüzü, basit kurulum, stabil ve güçlü ağ performansı, geniş hizmet ağı, şirket personeli ve misafirlerden gelen şikayetlerde ciddi oranda azalma yer aldığını belirtiyor. Anderson bu faydaları ‘’ Sürekli sıkıntıya sebep olan aktif-pasif uplink bağlantı teknolojisinden, HPE ile birlikte Bridge Aggregation teknolojisine geçiş yaptık. Böylece kronik olarak yaşadığımız ağ kesintilerinden kurtulmuş olduk. Özellikle havacılık operasyonlarında hayati önem taşıyan bagaj operasyonlarında kullanılan el terminalleri daha stabil ve hızlı bağlantıya kavuştu. Otel müşterilerimize kesintisiz internet hizmeti sağlayabildiğimiz için müşteri memnuniyetimiz ciddi şekilde artış gösterdi..

İsmihan Baysal Anderson, projede Aruba ile hangi nedenlerden dolayı çalışmaya karar verdiklerini ise ‘’Dünya çapında güvenilirliğini kanıtlamış lider bir firma olması, Türkiye sınırları içerisindeki organizasyon yapısı, teknik destek gücü ve mevcut çözümlerin şirket ihtiyaçlarını uçtan uca karşılaması’’ şeklinde açıklıyor.

Benzer projelere yatırım yapmak isteyen kurumlara önerilerini sıralayan Anderson, her şeyden önce karşılaşacakları sorun anında üretici firmanın ürünlerine ne kadar sahip çıktığına, problemlere nasıl yaklaştıklarına, çözüm için ne kadar kaynağa sahip olduklarına bakmaları gerektiğinin altını çiziyor.

“Aruba olarak bugün ve gelecekte öncelikli hedefimiz yapay zeka inovasyonlarına yatırım yaparak ağ yönetimindeki en temel sorunları çözmek.”

Ersin UYAR
Aruba Türkiye Ülke Müdürü

Yapay zeka çözümleri artık teknolojik
gelişmelerin merkezinde yer alıyor.

Aruba Türkiye Ülke Müdürü Ersin Uyar, teknolojinin yeni yol haritasının ne olacağı ve Aruba’nın bu gelişmeleri nasıl kapsayacağına ilişkin şu açıklamayı yapıyor: ‘’Yapay zekayla güçlendirilmiş otomasyon, kendi kendini doğrulayan modern networkten gelen içgörülerle, harekete geçme becerisine ve programlanabilirliğe sınıf atlattı. Buradaki gelişmeler, network yönetim sürecinin proaktif olmaktan öte öngörülerde bulunmasını sağlıyor ve böylece network yöneticilerinin sırtındaki yükü hafifletiyor, daha çok iş odaklı hareket etmelerine olanak sağlıyor. Aruba’nın yeni Yapay Zeka İçgörüleri (AI Insights) günde 1,5 milyardan fazla veri açığa çıkaran bir milyondan fazla ağ cihazından gelen verilerden modellemeyi temel alıyor. Aruba olarak bugün ve gelecekte öncelikli hedefimiz yapay zeka inovasyonlarına yatırım yaparak ağ yönetimindeki en temel sorunları çözmek.’’

Havalimanı’nda kendi kendini yöneten
ağ yapısı​

Aruba’nın Havalimanı’ndaki ağ çözümlerinin en önemli özelliği, kendi kendini denetleyebilmesi ve yönetebilmesi. Aruba Türkiye Ülke Teknik Müdürü Oğuzhan Eren, Sabiha Gökçen’deki ağ teknolojileri ve ağa erişim projesinin, teknolojik yenilik anlamında ne gibi özellikler taşıdığıyla ilgili şunları aktarıyor: ‘’Wi-Fi dünyasının en yeni ve performanslı teknolojisi olan Wi-Fi6, Sabiha Gökçen Havalimanı Wi-Fi ağında da başarıyla uygulandı. Bu sayede hem yöneticilerinin, hem de Wi-Fi ağını kullanan misafirlerinin hayatı kolaylaştı, veriye ulaşım hızları arttı. Sabiha Gökçen Havalimanı’nda,

Aruba’nın “Her kullanıcı için ayrı güvenlik duvarı” uygulaması da kullanıldı ve bu sayede Wi-Fi ağını kullanan misafirlerin en üst düzeyde korunmaları amaçlandı. Özellikle Aruba’nın Wi-Fi6 sisteminin önemli bir parçası olan “Yapay Zeka ile Sürekli Kendisini İzleyen ve Doğru Ayarları Kendi Kendine Uygulayan” performans optimizasyon motoru (AirMatch) sayesinde, altyapının değişken terminal ve uçuş/yolcu yoğunluğu şartlarına göre kendisini otomatik ayarlayabilmesi mümkün hale geldi.’’

Sabiha Gökçen, Aruba ve Artı&Artı iş birliği ile
güçlü bir network altyapısına kavuştu.

Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı’nın stratejik bir konuma sahip olması, sunmuş olduğu hizmetlere baktığımızda günde binlerce yolcunun geçtiğini, hayata geçirilen tüm yenilikçi teknolojilerin dijital dönüşümü destekleyen bir biçimde gerçekleştiğini söyleyen Artı&Artı Teknoloji Satış Direktörü Zafer Cin, Sabiha Gökçen Havalimanı’nda gerçekleştirdikleri projeyi şöyle özetliyor: 

“Sabiha Gökçen Havalimanı altyapı erişimi projesini tasarlarken network erişimlerinin artan önemi çerçevesinde kullanıcı kapasiteleri ve gelecek dönem iş yükü ihtiyaçlarını, aynı zamanda gelecekte oluşabilecek alternatif iş senaryolarını da göz önünde bulundurduk.Böylece sistemlerin birbirine entegre, kolay yönetilebilir, büyümeye açık, yüksek güvenlik protokollerine sahip, farklı sistemler ile entegre edilebilen, iş süreçlerinde kesintisiz altyapı çözümlerimizi hayata geçirdik. Uçtan uca sunmuş olduğumuz Aruba çözümlerimiz ile Sabiha Gökçen güçlü bir network altyapısına kavuştu.”

Proje Hedefleri

Kazanımlar

“SBM bu proje ile klasik bilgi teknolojilerinden, şekillendirilebilir teknolojilere doğru bir dönüşüm yolculuğu başlatmış, bu alanda ileri teknolojileri kullanarak hem kendi bünyesinde hem de Türkiye’de faaliyet gösteren benzer kuruluşlarda öncü bir rol üstlenmiştir.”

Güngör KAYMAK
HPE Türkiye’nin Genel Müdürü

Türkiye’nin sigorta verisi HPE’nin şekillendirilebilir mimarisi üzerinde yönetiliyor

Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi (SBM), Türkiye’deki 80 milyon kişinin sigorta verisini hızlı, esnek, güvenli, yüksek performanslı ve verimli bir şekilde yönetebilmek için şekillendirilebilir bulut (Composable Cloud) projesini hayata geçirdi.

Yüksek bilgi işlem gücü, iş sürekliliği
ve zaman tasarrufu sağlandı.​

Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi kendi alanında dünyada benzeri olmayan, yenilikçi ve sigorta sektörüne özgü faaliyet gösteren özel bir teknoloji şirketi konumunda faaliyetlerini sürdürüyor. 2003’den beri tüm Türkiye’nin sigortacılık bilgileri SBM’de toplanıyor; kurum bu bilgileri işliyor, anlamlandırıyor, istatistik üretiyor ve bu sonuçları sektörün kullanımına sunuyor. Yüksek sorumluluğu gereği de, sistem ve güvenlik altyapılarını sürekli iyileştiren kurum, faaliyetlerini yeni teknolojilerle destekliyor.

BT altyapı modernizasyonunda da çalışmalarını sürdüren Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi’nin en önemli adımlarından birisi şekillendirilebilir mimariye geçiş aşaması oldu. Geleceği de öngören Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi, başta insan kaynağının etkin kullanımı ve ağ güvenlik katmanının verimliliği olmak üzere şekillendirilebilir BT altyapısı ve yazılım tabanlı bir mimari dönüşümüne karar vermesiyle, Türkiye’de ilk defa HPE Synergy ve VMware VCF ürünlerini entegre bir şekilde kullanan ilk kurum oldu. Şekillendirilebilir bulut projesi SBM bünyesinde HPE (Hewlet Packard Enterprise) Türkiye ve HPE’nin iş ortağı Artı&Artı şirketinin yetkin uzmanlığı ve sinerjisiyle gerçekleştirildi.

Sigorta verisini bilgiye dönüştürerek
katma değer yaratıyoruz.

Proje ile ilgili olarak görüştüğümüz Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi CEO’su Murat Hakseven, SBM’nin ana faaliyet alanını ve ülkemiz açısından önemini şu sözlerle aktarıyor: ‘’SBM Türkiye’de sigortacılık faaliyetleri için veri depolayan bir merkezden çok daha fazlasını ifade ediyor. Sigorta endüstrisinin içindeki kurumların verilerini toplayıp bu verileri sunmanın ötesinde, bu verileri doğru bağlamda işleyerek istatistik üretiyor, sigortacılıkta fiyatlandırma sürecini mümkün olan en verimli hale getirebilmek ve sigorta suistimallerini önleyebilmek için çalışıyor, bu konularla ilgili teknolojiler üretiyoruz. Aynı zamanda sektörün diğer kamu kurum ve kuruluşları ile olan veri entegrasyonları SBM altyapısı aracılığıyla yapılıyor. Veriyi bilgiye dönüştürerek katma değerli servisler üreten, üretmeye devam eden, dünyada da eşi benzeri olmayan özel bir kurum olan Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi’nin sektör için elzem bir yapılanma olduğunu söyleyebiliriz.’’

 

Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi’nde muhafaza edilen sigorta verilerinin; depolanması, yedeklenmesi, iş süreçlerine hizmet edecek şekilde işletilmesi, yönetimi ve güvenliği büyük önem taşıyor. Bu noktada Hakseven, kurum olarak dijital dönüşüm stratejilerini nasıl oluşturduklarını da şöyle ifade ediyor: ‘’Kurumumuzun tüm hedeflerini gerçekleştirebilmesi için yeni nesil teknolojilere ihtiyaç duyduğunun farkındayız. Yatırımlarımızı; sektörün gelişimine ve büyümesine katkı sağlayan, kullanıcıların beklentilerini karşılayan alt yapılar geliştirme hedefiyle hayata geçiriyoruz.  Bu kapsamda, tüm veri merkezimizi yazılım tabanlı yönetim sistemlerine dönüştürdük. Beraberinde yeni nesil şekillendirilebilir bütünleşik sistemler ile ihtiyaçlara göre disk veya işlemci kapasitesini hem yatay hem dikey ölçekleyebileceğimiz donanımları kullandık. Bu sayede ürünlerimizi de hızlı bir şekilde devreye alabileceğimiz teknoloji parkuruna geçişimizi tamamladık.’’

Şekillendirilebilir bulut, SBM’yi
geleceğe taşıyacak bir proje​

Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi  özellikle son iki yıl içerisinde, sistem ve güvenlik altyapılarında gerçekleştirdiği projeleriyle büyük bir mimari dönüşüme imza attı. Bu dönüşümün en önemli adımlarından biri  olarak kabul edilen Şekillendirilebilir Bulut (Composable Cloud) projesine geçmeden önceki süreçleri hakkında bilgi veren Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi  Sistem ve Altyapı Müdürü Cengiz Çalıkoğlu: ‘’Mevcut sistem altyapımız geleneksel mimari (sunucu, storage ve network) bileşenlerinden oluşan, her birinin ayrı ayrı ekipler tarafından yönetildiği karmaşık bir yapıydı. Bu tür yapılarda bileşenleri ayrı ayrı planlamak, yönetmek, güncellemek, bakım ve onarım hizmetlerini koordine etmek oldukça maliyetli, eforlu ve zor süreçlerdi. Geleneksel mimarideki zorluluklardan kurtulmak, iş yapabilirlik kalitemizi yükseltmek ve en son güvenlik çözümlerini uygulamak maksadıyla , var olan donanım tabanlı mimariden, yazılım tabanlı bir mimariye geçiş yapmaya karar verdik.’’

Çalıkoğlu SBM bünyesinde oluşturdukları şekillendirilebilir bulut projesine karar verme gerekçelerini ise şöyle aktarıyor: ‘’BT altyapımızda bugüne kadar geleneksel mimarileri ve bu mimarilerin bize dayattığı bileşenleri kullandık. Gelişen teknolojilerle beraber sistem altyapımızın daha yetkin, daha esnek ve daha verimli çalışmasının yanında bilgi güvenliğinin en üst seviyede olması bizim için çok önemlidir. İlk olarak yola, hiper bütünleşik mimarileri değerlendirerek çıktık. Ancak; bulut otomasyonu, güvenlik, hız, daha çevik ve esnek altyapı, konteyner ve mikro servis mimarilerine geçme, yedekleme kolaylığı ve anlık ODM replikasyonu gibi gereksinimleri cevap verebilirliğinden  dolayı şekillendirilebilir mimari çözümünde karar kıldık. SBM’nin ihtiyaçları doğrultusunda yazılım tabanlı bir mimari oluşturmak adına HPE Synergy ve VMware VCF ürünlerini tercih ettik. Bu seçimimizle birlikte, bu çözümü Türkiye’de kullanan ilk kurum olduk. Yeni yol haritamızda geleceği şekillendirilebilir bütünleşik sistemler üzerine inşa ediyoruz.‘’

“SBM Türkiye’de sigortacılık faaliyetleri için veri depolayan bir merkezden çok daha fazlasını ifade ediyor. Sigorta endüstrisinin içindeki kurumların verilerini toplayıp bu verileri sunmanın ötesinde, bu verileri doğru bağlamda işleyerek istatistik üretiyor, sigortacılıkta fiyatlandırma sürecini mümkün olan en verimli hale getirebilmek ve sigorta suistimallerini önleyebilmek için çalışıyor.”

Murat HAKSEVEN
Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi CEO’su

SBM, BT modernizasyonununda öncü rol üstlenmiş durumda

Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi’nin yürüttüğü Composable Cloud Projesi’nin teknoloji liderliğini üstlenen HPE Türkiye’nin Genel Müdürü Güngör Kaymak, SBM’nin ülkemizdeki rolünü ve gerçekleştirdikleri projenin önemini şu sözlerle dile getiriyor:

‘’Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi (SBM), sigorta bilgilerinin tek elde toplanarak güvenli bir şekilde saklanılması, anlamlı bilgi ve istatistik sunarak suistimallerin önlenmesi ve sigortacılık sektörüne olan güvenin artırılması misyonuyla Türkiye’de bu alanda faaliyet gösteren en önemli kuruluşlardan birisidir. HPE Türkiye olarak SBM’nin dijital dönüşüm yolculuğundaki stratejik iş ortaklarından birisi olmaktan gurur ve mutluluk duyuyoruz. SBM bu proje ile klasik bilgi teknolojilerinden, şekillendirilebilir teknolojilere doğru bir dönüşüm yolculuğu başlatmış, bu alanda ileri teknolojileri kullanarak hem kendi bünyesinde hem de Türkiye’de faaliyet gösteren benzer kuruluşlarda öncü bir rol üstlenmiştir. SBM’ye dijital dönüşüm yolculuklarında başarılar diliyorum. Hewlett Packard Enterprise olarak lider teknolojilerimizle daha büyük projelere birlikte imza atacağımıza inanıyorum.’’

Tüm kaynaklarımızın maksimum kullanılmasına önem veriyoruz.

Bilgi Teknolojileri altyapılarında gerçekleştirdikleri inovasyonla ilgili açıklama yapan Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi CTO’su Alp Ertunga;  “Gelişen dünya da kurumların; donanım, yazılım ve insan kaynağı gibi tüm kaynakları maksimum verimlilikte ve yüksek performansta kullanabilmesi büyük değer taşıyor. Bu aşamada insan kaynağını etkin kullanabilmek için otomasyon teknolojilerinin tercih edilmesi kurum için büyük avantaj sağlıyor. Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi olarak; otomasyon sistemi ile, yetkin personelimizin operasyonel işlerini azaltıp, katma değer üreten çalışmalara daha fazla zaman ayırabilmelerine olanak sağlayabilecek şekilde düzenlemeye karar verdik.  

Bu noktada yazılım tanımlı mimariyi inceledik ve bütün kriterlerimizi göz önünde bulundurduğumuzda Composable Infrastructure ve Software Defined Data Center ürünlerinin bizim için ideal çözümler olduğunu gördük. İş çözümlerimize maksimum performans, verimli, etkin, hızlı, kolay,  güvenilir, sağlam, yatay ve dikey ölçeklenebilir altyapı sağlamak esas alınırken,  operasyon ve yönetim kolaylığını da sunması gerektiğini unutmayarak planlamalarımızı bu odakta hayata geçirdik. ’’

Yenilikçi, sürdürülebilir bir dijital dönüşüm projesi gerçekleştirdik.

Şekillendirilebilir mimari ve HPE Synergy çözümünün teknolojik yenilik ve yetkinliklerinden bahseden HPE Türkiye İş Ortakları Yöneticisi Eser Esen, SBM’de devreye aldıkları şekillendirilebilir bulut projesinin teknolojik özelliğini ve bu mimarinin geleceğini şöyle aktarıyor:  ‘’Composable infrastructure yani şekillendirilebilir mimari HPE Synergy ürün ailesi ile ilk defa kullanılan bir terminoloji, SBM Synergy altyapısı üzerinde VMware’in cloud foundation (VCF) ürününü kullanıyor. Burada sanal makine seviyesinde sağlanan yetenekleri, fiziksel makinelerde de yapabilme imkanını sunuyoruz. Fiziksel sunucu kurulumlarını, saniyeler içerisinde gerçekleştiriyoruz ya da firmware değişikliklerini anlık olarak yansıtıyoruz. Üstelik şekillendirilebilir altyapı üzerindeki kaynak havuzlarını akışkan olarak, farklı sanal veya fiziksel iş yükleri için otomasyon ile yönetiyoruz. Dış dünyada kullanılan izleme ya da yönetim yazılımları ile native entegrasyon sunuyoruz. HPE Synergy‘de, donanımsal yeteneklerin artırılması ve hızlandırmaların yanında, fotonik haberleşmeye uygun altyapı ve bağlantı noktaları, şaselerimiz üzerinde hazır. Gen Z konsorsiyumunun lider üyesi olarak haberleşmenin mimarisini yeniden inşa ediyoruz. Bu noktada pazarın hem şekillenmesini sağlıyoruz hem de öncülük ediyoruz.’’

Projede SBM, HPE ve Artı&Artı ekibiyle ortak bir iletişim köprüsü oluşturan HPE Türkiye Müşteri Yöneticisi Çeşminaz Demir ve Neşve Hacıoğlu, SBM’nin şekillendirilebilir bulut projesinde HPE’nin iş ortağı Artı & Artı ile birlikte çalıştıklarını ifade ederek bu proje özelinde nasıl bir sinerji oluşturduklarını şu sözlerle ifade ettiler: ‘’Öncelikle HPE olarak, iş ortağımız Artı & Artı ile SBM özelinde proje adımlarını belirledik. Proje sürecinde HPE ve Artı & Artı ekipleriyle biraraya gelerek kritik iş süreçlerine cevap veren çözüm ve tasarımlarımızı belirledik. Ardından da POC ortamı ile birlikte hedeflenen mimaride projemizi gerçekleştirdik ve bu proje ile SBM’nin iç müşterilerine daha hızlı ve verimli destek olmalarını sağladık.’’

‘’Şirketimizin 21 yıllık deneyim ve birçok projede edindiğimiz bilgi birikimini bu projeye yansıttığımızı düşünüyoruz. Proje sürecinde konusunda yetkin uzmanlarımızla birlikte profesyonel hizmetler sunduk’’ açıklamasını yapan Artı & Artı Teknoloji Proje Yöneticisi Zafer Cin de, SBM’de yüksek performanslı şekillendirilebilir, yenilikçi, sürdürülebilir bir dijital dönüşüm projesi gerçekleştirdiklerini kaydediyor.

Zafer Cin, SBM’nin şekillendirilebilir bulut projesinde elde ettikleri başarıyı da HPE ile birlikte oluşturdukları, yıllara dayanan güçlü iş ortaklığına bağlayarak şunları aktarıyor: ‘HPE özelinde 21 yılımızı geride bıraktık, süregelen iş ortaklığımızda sayısız proje ve deneyimler elde ettik. Bunun temeli de yüzde 100 birliktelik diyebiliriz. Teknoloji trendlerine paralel tüm yatırımlarımızı HPE özelinde gerçekleştiriyoruz ve bu sayede müşterilerimize farklı deneyimler sunabiliyoruz. Başarılı olmak istiyorsanız kusursuz bir deneyim sunmanız gerekiyor. Gerçekleştirdiğimiz proje de bunlardan biri oldu.’’

Proje Hedefleri

Kazanımlar

Proje Bileşenleri​

SAP HANA Projesi

34 ülke, 106 tesis, 43 bin çalışanı ile Federal-Mogul Corporation 2010 yılında ulaştığı 6.2 milyar Dolar cirosu ve 34 ülkede 43 bin çalışanıyla dünyanın en prestijli otomobil markalarına yaşam veren teknolojiyi üretiyor. Otomotiv sektörünün tüm lider markalarına orijinal ekipman ve yedek parça üreten Federal-Mogul, yüksek kalite standartları ile uzman çözümler sunmaktadır

Projenin Amacı

Federal-Mogul gelişen IT ihtiyaçları doğrultusunda SAP platformunda HANA (High-Performance Analytic Appliance) uygulamalarına ihtiyaç duymuştur. Proje kapsamında; yeni nesil, performans değerleri yüksek sunucu ve depolama birimleri konumlandırılmıştır.

Artı & Artı Teknoloji Hizmetlerinin sektördeki konumu, proje aşamasında sunduğu çözümler ve bu ürünlerin yetkili servis merkezi olmasından dolayı Federal – Mogul, tarafından tercih edilmiştir

Gerçekleştirilen Çözüm

Federal Mogul mevcut SAP platformuna HANA mimarisindeki bellek teknolojisini (In Memory Technology) entegre ederek bu sayede SAP verilerini gerçek zamanlı olarak saatler ve günler süren veri işleme görevlerini çok daha hızlı gerçekleştirebilme olanağı elde etmiştir.

Proje genelinde HP performans serisi sunucu sistemleri, HP Converged System SAP HANA çözümleri konumlandırılmıştır. 

Kurulum sonrasında iş sürekliliğinin sağlanabilmesi için HP destek paketleri planlandı. Katma değerli, bakım, onarım ve servis hizmetleri Artı & Artı tarafından planlanarak güvenli çalışma ortamının devamlılığı sağlandı.

Artı & Artı olarak  Türkiye geneline yayılmış servis organizasyon yapısına sahibiz. 81 ilde 271 yaygın hizmet noktamız ile  başarılı bir şekilde servis hizmeti sunmaktayız.

Türkiye genelinde belirlenen servis seviyeleri doğrultusunda müşterimize 7×24 kaliteli ve zamanında servis hizmeti sağlanmaktadır. Yapılan işler düzenli olarak raporlanmaktadır. Belirli aralıklarla Memnuniyet anketleri yapılmakta ve servis seviyeleri düzenli olarak ölçülmektedir. Bu sayede müşteri memnuniyet ve hizmet kalitesi üst seviyede tutulmaktadır.

“Bu süreçte en önemlisi, hızlı ve kesintisiz hizmeti devam ettirebilmekti, öncelikle bunu başardık. Çalışanların mobilitesi çok yükseldi, burada yüzde 98 gibi bir oran yakalandı”

Korhan Abalı
Ak Yatırım Bilgi Teknolojileri Bölüm Başkanı 

“Dijital Dönüşümümüzü Hızla Tamamladık”

Sermaye piyasalarında ürün gamı en geniş kurumlardan biri olan Ak Yatırım, Pandemi döneminde evden çalışma seçeneğini değerlendirerek önemli bir değişim sürecine girdi. HP, Microsoft ve Artı ve Artı Teknoloji sayesinde de başarılı ve hızlı bir dijital dönüşüm süreci geçirdi. “Bize güvenen ve bizimle çalışan büyük bir müşteri kitlemiz var ve ihtiyaçlarına cevap verirken güvenebileceğimiz bir teknolojiye sahip olmak bizim açımızdan çok önemliydi” diyen Ak Yatırım Bilgi Teknolojileri Bölüm Başkanı Korcan Abalı, bu sürecin şirkete artılarını şöyle anlatıyor: “Daha önce de ürünlerini kullandığımız Microsoft ve HP ürünleri gücümüzü artırmamıza Güvenlik ve Performans anlamında katkı sağladı. Biz Artı ve Artı ile kesintisiz ve hızlı çalışma imkanı bulabildik. Taleplerimize çok hızlı dönüldü, tedarik tarafı kusursuz işledi, süreçte bize çok yardımcı oldular. Başarımızdaki katkıları büyük.”

Ak Yatırım Bilgi Teknolojileri Bölüm Başkanı Korcan Abalı ile proje sürecini ve getirdiği artıları konuştuk:

-Nasıl bir proje süreci oldu? 

Pandemi döneminin başlamasıyla tüm kurumlar gibi biz de alternatif planlar yapmaya başladık. Toplu halde çalışmanın zor olacağını göz önünde bulundurduğumuzda ya çalışanlarımızın bir kısmını bir başka ofiste görevlendirmemiz ya da bir çok kurum gibi evden çalışma seçeneğini değerlendirmemiz gerekecekti. Çalışanlarımızın evden çalışması için bir alt yapımız vardı ama eksiklerimiz de bulunuyordu. Süre kısıtı önemli bir faktör oldu, çok kısa zaman diliminde ürünler tedarik etmek, alt yapı düzenlemek, tanımlamaların yapılması, eğitim gibi bir çok süreci eş zamanlı yürütmemiz gerekti.

-Neden Windows 10 Pro’lu HP cihazlarını tercih ettiniz? Artı ve Artı Teknoloji’nin projede nasıl katkıları oldu?

Ak Yatırım olarak sermaye piyasalarında ürün gamı en geniş kurumlardan biri olarak hizmet veriyoruz. Bize güvenen ve bizimle çalışan büyük bir müşteri kitlemiz var ve ihtiyaçlarına cevap verirken güvenebileceğimiz bir teknolojiye sahip olmak bizim açımızdan çok önemliydi. Windows 10 Pro ile özellikle bu dönemde daha da kritik olan bilgi güvenliğini sağlayarak ve hızımızı artırarak iş verimliliğine ilişkin sonuçları bir adım öteye taşıdık. Daha ince, hafif ve hızlı HP bilgisayarlarla daha yüksek performansla mobilize bir çalışma ortamına daha hızlı geçiş yaptık. Artı ve Artı tarafında sürecin kusursuz ilerlemesi sayesinde de projeyi başarılı bir şekilde tamamlamış olduk.    

 

Bu projenin şirkete hangi alanlarda ne gibi artıları oldu?

Bu süreçte bizim için her şeyden önemlisi her zaman sunduğumuz hızlı ve kesintisiz hizmeti devam ettirebilmekti, öncelikle bunu başardık. Yeni alınan bilgisayarların performansları sayesinde ofis ortamında çalışır gibi bir hız temin edildi. Şirket içinde kullanılan yazılımlar uyumlu bir şekilde kullanılabildi. Öncelikle çalışanların mobilitesi çok yükseldi, burada yüzde 98 gibi bir oran yakalandı. Güvenlikten kesinlikle ödün verilmeden hızlı ve kesintisiz bir çalışma ortamı sağlandı. Kullanmakta olduğumuz güvenlik mimarisini uzak erişime de uygulayarak ofis ortamındaki gibi bir güvenlik standardı yakalandı. Bilgisayarların çalıştırılabilmesi için kullanıcı kodu ve şifre kullanımının yanı sıra cep telefonlarına yüklü olan bir uygulama üzerinden de bir şifre temin edilmesi sağlandı. Böylelikle şirket verileri ekstra bir koruma altına alınmış oldu. Ek olarak kullanılan yazılımlar ve Windows 10 Pro işletim sisteminin sunduğu imkanlarla sistemler dışarıdan gelen tehditlere karşı da korunmuş oldu. Ayrıca aynı altyapı sayesinde en güncel güvenlik ve yazılım güncelleştirmelerinin yüklenmesi de sağlandı ve sistemlerin her zaman güncel kalması temin edildi. Bu süreç iş sürekliliği adımlarımızı da değiştirdi, olumlu yönde etkiledi. Toplantı ortamlarının da elektronik ortama geçmesiyle hem çalışan verimine etkileri pozitif oldu hem de toplantı verimine.

Şirketinizin dijital dönüşümüne nasıl etkileri oldu?

Sürecin başladığı ilk günden bu yana kendimizi yeni yaşam şartlarına alıştırmak zorunda kaldık. Kısa bir uyum döneminden itibaren tüm çalışanlarımız bulunduğu her ortamdan, gerek ofis bilgisayarına gerek masasındaki telefonunu tüm fonksiyonlarıyla kullanmaya devam etti. Değişen yeni iş süreçlere uyum sağlayabilmek çok önemli. Sürecin sonuna bakıldığında Ak Yatırım olarak dijital dönüşümümüzü oldukça hızlı bir şekilde tamamladığımızı görüyoruz. Aldığımız aksiyonların çalışanlarımızda yarattığı memnuniyetin çalışan memnuniyet anketimize de olumlu yansıdığını gördük. Anketteki açık uçlu sorulara verilen cevaplar, yönetimimizin hızlı ve yeterli düzeyde olduğunu gösterdi.

“Yeni normal dediğimiz bu günlerde evden çalışma oranı oldukça arttı ve şirketler bu yeni çalışma şekline hazırlıksız yakalandı. HP olarak sağladığımız üst düzey güvenlik özelliklerine sahip, ince, hafif ve aynı zamanda dayanıklı ürünlerimizle sürecin daha sorunsuz atlatılmasına yardımcı olduk”

Canan TÜRKKAN
HP Kurumsal Satış Direktörü

İŞ BİRLİĞİYLE GELEN BAŞARI

HP tarafında satış ve servis kanalında Türkiye’deki en yetkin ve Microsoft Stratejik Cihaz İş Ortağı olan Artı ve Artı Teknoloji’nin Satıştan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Mümin Ayten, projeye katkılarını “ 1998’de yüzde 100 yerli sermayeyle kurulan, bugün 400 çalışanıyla kurumsal hizmet anlayışına sahip, Türkiye genelinde yaygın satış ve servis hizmeti sağlayan sistem entegratörüdür. Ak Yatırım ile uzun zamandır çok değerli iş birlikteliğimiz var.Kurum ihtiyaçlarına uygun doğru ürün konumlandırmak için kullanıcı profillerine göre modellemeler gerçekleştirdik. Satış sonrası servis yetkinliklerimizle de müşterimize her konuda destek olduk. İş sürekliliğinin çok önemli olduğu günümüzde kesintisiz hizmet vermeye devam edeceğiz. Artı&Artı ve HP olarak satışını gerçekleştirdiğimiz bilgisayarlarda güvenlik çözümleriyle; bilgi, kimlik ve donanım güvenliği gibi özellikleri kuruma kazandırdık. Microsoft ile Windows 10 Pro işletim sistemli ürünlerle şirket içi kullanılan programlara uyumluluk, hızlı erişim ve kesintisiz iş yönetimi gibi faydalar sağladık” şeklinde aktarıyor.

HEDEF ÇALIŞAN VERİMLİLİĞİ

Microsoft Türkiye Kanal Satış Müdürü Murat Fırat “Bu projedeki hedeflerimiz; Windows 10 Pro’lu modern bilgisayarlarla daha güvenli ve yüksek performanslı modern bir çalışma ortamı yaratmak, iş sürekliliği ve çalışan verimliliğini artırmak ve dijital dönüşümü desteklemek.

 




Bu kapsamda, Windows 10 Pro ile ileri güvenlik, yüksek performans ve verimlilik en önemli odak noktalarımız oldu. Çünkü günümüzde, veri güvenliğini ve güvenli paylaşımı sağlayan ve iş yönetimini her an, her yerden kesintisiz ve hızlı devam ettirmeyi başaran şirketler rekabette fark yaratıyor. 

Windows 10 Pro’lu bilgisayarlar yüzde 28 daha hızlı açılabiliyorken, yüzde 80 daha iyi performans gösterebiliyor. Daha fazla işi yüzde 65 daha hızlı gerçekleştirebilir. Daha uzun pil ömrü sağlıyor. Güvenlik risklerini ve risklerin çözümlenmesi süresini yüzde 33 düşürebiliyor. Maliyetten ve zamandan tasarruf edilmesini sağlıyor.” Şeklinde belirtiyor.

 MOBİLİTE İMKANI 

Bu projede HP, Microsoft ve Artı ve Artı Teknoloji iş birliği yaptı. HP Kurumsal Satış Direktörü Canan Türkkan, “Yeni normal dediğimiz bu günlerde evden çalışma oranı oldukça arttı ve şirketler bu yeni çalışma şekline hazırlıksız yakalandı. HP olarak sağladığımız üst düzey güvenlik özelliklerine sahip, ince, hafif ve aynı zamanda dayanıklı ürünlerimizle sürecin daha sorunsuz atlatılmasına yardımcı olduk. Kişisel bilgisayarlarda yaşanan en büyük sıkıntılardan biri, güvenlik tehditleri. Yoğun testler sonucu üretilen ve üst düzey dayanıklılık sertifikalarına sahip ürünlerimiz aynı zamanda taşınabilir bilgisayar tarafında oldukça hafif ve inceyken masaüstü bilgisayar tarafında da küçük ve çok az yer kaplıyor. Bu da ürünlerde dayanıklılık sağlarken, çalışanlara mobil olabilmeleri için imkan yaratıyor” şeklinde ifade ediyor. 

Proje Hedefleri

Başarı Kriterleri ve Kazanımlar​

Proje Bileşenleri​

Fraport IC İçtaş Antalya Havalimanı Terminal Yatırım ve İşletmeciliği A.Ş.

Sunucu, Veri Depolama Sistemi Konsolidasyon Projesi

2007 yılında uluslararası havalimanı işletmeciliğinde önemli bir tecrübeye sahip olan Fraport AG ve ulusal & uluslararası havacılık projelerine imza atan IC İçtaş İnşaat A.Ş ortaklığı ile kurulan ICF Airports, uluslararası standartlarda sunduğu yenilikçi hizmet anlayışı, yolcu güvenliği ve konforuna verdiği önem, teknolojiye yaptığı yatırım, güçlü altyapısı, uzman personeli, çevre dostu ve engelsiz havalimanı hizmetleri ile havacılık sektöründe önemli bir konumdadır.

45 milyon yolcu kapasitesi ile bölgenin en büyük havalimanı olan ICF Airports Antalya Havalimanı, 2013 yılında 59 ülkede 273 farklı noktaya uçuş yapan 173 havayoluna hizmet vermesinin yanı sıra, iç hatlarda 5,5 milyon, dış hatlarda ise 21,5 milyon yolcu olmak üzere toplam 27 milyon yolcu ağırladı.

PROJENİN AMACI

ICF, mevcut sanallaştırma altyapısı ve veri depolama sistemlerini güncel teknolojilere uygun mimariye taşıma ihtiyacı duymuştur. Bu çerçevede Artı & Artı tarafından en uygun, ölçeklenebilir, geliştirilebilir ve güvenilir sistemler projelendirilmiştir.

Artı & Artı Teknoloji Hizmetlerinin HP ile stratejik iş ortaklığının olması, bu alandaki deneyimi, uzmanlıkları, proje aşamasında sunduğu profesyonel çözümler, yetkili servis merkezi ve kurulum yetkinliği olmasından dolayı ICF tarafından tercih edilme sebebi olmuştur.

GERÇEKLEŞTİRİLEN ÇÖZÜM​

Hedeflenen proje kapsamında, HP 3PAR Veri Depolama, HP Blade Sunucu ve Network sistemleri konumlandırılmıştır. 

Artı & Artı sistem mühendisleri ve ICF Bilgi İşlem Yetkilileri tarafından proje genelinde konumlandırılan ürünlerin konfigürasyon planlamaları yapılmıştır.

Artı & Artı bu proje çerçevesinde;

HP ürünlerinin teminini gerçekleştirdi. Proje başlama süreci öncesinde detaylı proje planları hazırladı. Bu proje planları; iletişim haritası, personel kaynağı, ürünlerin temin süreleri, proje takvimi ve  tüm detaylar düşünülerek planlandı. Planlanan proje planı çerçevesinde, zamanlamalara uygun olarak analizler yapıldı. 

Donanım ürünlerinin fiziksel kurulum ve montajları gerçekleştirilerek, mevcut altyapı, yeni veri Depolama ve Blade sunucu sistemlerine aktarıldı. 

ICF bünyesinde yapılan bu projede, cihazlarda yaşanabilecek donanımsal arızalara, hızlı müdahale ve çözüm için HP 7×24 Care Pack servisleri eklendi.

Veri Merkezleri Konsolidasyon Projesi

İsviçre Cenevre’de 1970 yılında kurulan Mediterranean Shipping Company  (MSC), konvansiyonel gemi operatörlüğüyle başladığı yolculuğunu, bugün dünyanın en önde gelen deniz taşıma şirketlerinden biri olarak sürdürmektedir. Deniz filosunu önemli ölçüde genişleten, 456 konteyner gemisiyle 2 milyon TEU’nun üzerinde taşıma kapasitesi olan MSC, dünyanın ikinci büyük konteyner taşıyıcısı konumundadır.

Dünya çapında işletmesini yaptığı 42 terminalin yanı sıra, erişim sunduğu 335 terminal ile 6 kıtada 200 rotasyon üzerinden, lider küresel taşımacılık anlayışıyla hizmet vermektedir.

Projenin Amacı

MSC, Merkez ve Bölge ofislerinde gereksinim duyulan Sunucu, Network ve Veri Depolama sistemlerini güncel teknolojilere uygun mimaride iş sürekliliği ve kesintisiz sistem alt altyapısını hedeflemiştir. Bu çerçevede Artı & Artı tarafından en uygun, ölçeklenebilir, geliştirilebilir ve güvenilir sistemler projelendirilmiştir.

Sektördeki konumu, proje aşamasında sunduğu çözümler ve bu ürünlerin yetkili servis merkezi olmasından dolayı bu projede başlıca tercih edilme sebebidir.

Gerçekleştirilen Çözüm

MSC, Merkez ve Bölge ofislerinde HP Blade Sunucular, HP 3PAR Veri Depolama Sistemleri ve HP Network Sitemleri konumlandırılmıştır. Sağlanan bu çözümler ile birlikte güncel, kolay yönetilebilir ve esnek sistem altyapısı oluşturulmuştur.  

Artı & Artı sistem mühendisleri ve MSC Bilgi İşlem Yetkilileri tarafından proje genelinde konumlandırılan ürünlerin konfigürasyon planlamaları yapıldı.

Artı & Artı bu proje çerçevesinde;

HP ürünlerinin teminini gerçekleştirdi. Proje başlama süreci öncesinde detaylı proje planları hazırladı. Bu proje planları; iletişim haritası, personel kaynağı, ürünlerin temin süreleri, proje takvimi ve  tüm detaylar düşünülerek planlandı. Planlanan proje planı çerçevesinde, zamanlamalara uygun olarak analizler yapıldı. 

Donanım ürünlerinin fiziksel kurulum ve montajları gerçekleştirilerek, mevcut altyapı, yeni veri depolama ve Blade sunucu sistemlerine aktarıldı. 

MSC Gemi bünyesinde  yapılan bu projede cihazlarda yaşanabilecek donanımsal arızalara hızlı müdahale ve çözüm için HP 7×24 Care Pack servisleri eklendi.

İş Sürekliliği ve Olağanüstü Durum Merkezi Projesi

Sun Express, her ikisi de dünyanın önemli havayolu şirketlerinden Türk Hava Yolları ve Lufthansa’nın eşit ortaklığında 1989 yılında Antalya’da kuruldu.

SunExpress tüm özelliklere ve toplam 13.392 koltuk kapasitesine sahip, toplam 74 adet Boeing uçağıyla Avrupa’nın en modern filolarından biridir.

Projenin Amacı

SunExpress, mevcut sanallaştırma platformu, yedekleme altyapısı ve veri depolama sistemlerinde güncel teknolojilere uygun mimariye geçmeyi hedeflemiştir. Bu yeniden yapılandırma sonucunda iş sürekliliğinin optimum düzeye çıkartılması ve olağanüstü durum merkezi ihtiyaçlarının karşılanması ele alınmıştır.

Bu çerçevede Artı & Artı tarafından en uygun, ölçeklenebilir, geliştirilebilir ve güvenilir sistemler projelendirilmiştir.

Artı & Artı Teknoloji Hizmetlerinin HP ile stratejik iş ortaklığının olması, bu alandaki deneyimi, uzmanlıkları, proje aşamasında sunduğu profesyonel çözümler, yetkili servis merkezi ve kurulum yetkinliği olmasından dolayı SunExpress tarafından tercih edilme sebebi olmuştur.

Gerçekleştirilen Çözüm

Hedeflenen iş sürekliliği ve olağanüstü durum merkezi projesi kapsamında mevcut sistem altyapısı tümüyle yeniden ele alınmıştır. Bu kapsamda HP 3PAR Veri Depolama, HP StoreOnce Disk Tabanlı Yedekleme, HP Blade Sunucu ve HP Network sistemleri konumlandırılmıştır. VMware vSphere sanallaştırma platformunda, sürüm güncellemesi yapılarak sistemler güncel platforma taşınmıştır. Yedekleme çözümlerinde, Veeam Backup Replikasyon çözümleri ile veri güvenliği ve iş sürekliliği sağlanmıştır. Diğer güvenlik çözümlerine de bu projede yer verilmiştir. 

Artı & Artı sistem mühendisleri ve SunExpress Bilgi İşlem Yetkilileri tarafından proje genelinde konumlandırılan ürünlerin konfigürasyon planlamaları yapıldı.

Artı & Artı bu proje çerçevesinde;

HP ürünlerinin teminini gerçekleştirdi. Proje başlama süreci öncesinde detaylı proje planları hazırladı. Bu proje planları; iletişim haritası, personel kaynağı, ürünlerin temin süreleri, proje takvimi ve  tüm detaylar düşünülerek planlandı. Planlanan proje planı çerçevesinde, zamanlamalara uygun olarak analizler yapıldı. 

Donanım ürünlerinin fiziksel kurulum ve montajları gerçekleştirilerek, mevcut altyapı, yeni veri depolama ve Blade sunucu sistemlerine aktarıldı. 

SunExpress bünyesinde  yapılan bu projede cihazlarda yaşanabilecek donanımsal arızalara hızlı müdahale ve çözüm için HP 7×24 Care Pack servisleri eklendi.

Veri Depolama Sistemi Konsolidasyon Projesi

Türk Hava Yolları A.O ve HAVAŞ ortaklığıyla kurulan ve 1 Ocak 2010 tarihinde sektörde yerini alan TGS Yer Hizmetleri A.Ş: İstanbul Atatürk, Ankara Esenboğa, İzmir Adnan Menderes, Antalya, Adana, İstanbul Sabiha Gökçen, Milas- Bodrum ve Dalaman Havalimanlarında olmak üzere toplam 8 İstasyonda, anlaşmalı 118 havayoluna sunduğu hizmetlerle faaliyetlerini sürdürmektedir. TGS, yerli ve yabancı havayolu şirketlerinin 516 bine yakın frekansın üzerindeki uçuşuna 5.500’ ün üzerinde ekipmanı ve 8 binden fazla personeliyle yer hizmetleri kapsamındaki tüm faaliyetleri uluslararası kalite standartlarında sunmaktadır. 

Projenin Amacı

TGS Yer Hizmetleri, gelişen veri depolama ihtiyaçları doğrultusunda yeni nesil, kolay yönetilebilir, sanallaştırma mimarisine tam uyumlu ve bulut mimari desteği sunan akıllı veri depolama sistemlerine ihtiyaç duymuştur. Bu çerçevede Artı & Artı tarafından en uygun, ölçeklenebilir, geliştirilebilir ve güvenilir sistemler projelendirilmiştir.

Artı & Artı Teknoloji Hizmetleri’nin HP ile stratejik iş ortaklığının olması, bu alandaki deneyimi, uzmanlıkları, proje aşamasında sunduğu profesyonel çözümler, yetkili servis merkezi ve kurulum yetkinliği olmasından dolayı TGS Yer Hizmetleri A.Ş tarafından tercih edilme sebebi olmuştur.

Gerçekleştirilen Çözüm

Proje genelinde mevcut veri depolama sistemi yerine HP 3PAR veri depolama sistemi konumlandırılarak depolama sistemleri tarafında beklenen performans ve kapasite artırımı sağlanmıştır. Artı & Artı sistem mühendisleri ve TGS Yer Hizmetleri Bilgi İşlem Yetkilileri tarafından proje genelinde konumlandırılan ürünlerin konfigürasyon planlamaları yapıldı.

Artı & Artı bu proje çerçevesinde;

HP ürünlerinin teminini gerçekleştirdi. Proje başlama süreci öncesinde detaylı proje planları hazırladı. Bu proje planları; iletişim haritası, personel kaynağı, ürünlerin temin süreleri, proje takvimi ve  tüm detaylar düşünülerek planlandı. Planlanan proje planı çerçevesinde, zamanlamalara uygun olarak analizler yapıldı. 

Donanım ürünlerinin fiziksel kurulum ve montajları gerçekleştirilerek mevcut altyapı, yeni veri depolama sistemlerine aktarıldı.

TGS Yer Hizmetleri bünyesinde yapılan bu projede, cihazlarda yaşanabilecek donanımsal arızalara hızlı müdahale ve çözüm için HP 7×24 Proactive Care Pack servisleri eklendi.

“Şirket olarak sana sunucularımızı HPE SimpliVity’e. taşıdığımızda, geleneksel sunucu depolama mimarimize göre veri boyutunu %50 azalttığımızı, buna karşılık. Performansın arttığını gördük. HPE SimpliVity’nin üstün sıkıştırma ve tekilleştirme özelliği sayesinde ortalama 1:495’lik verim sağladık. Ayrıca kendi içindeki yedekleme ve yedekten dönme sürelerinin 15-20 saniyelere düştüğünü yaptığımız test senaryoları ile doğruladık.”

Ayhan MUTLU
Bursalı Bilgi Teknolojileri Müdürü ve İcra Kurulu Üyesi

Bursalı HPE SimpliVity ile
dijital olgunluk düzeyini artırdı

Bursalı rekabet gücünü artırmak, iş süreçlerini otomatize etmek ve genişleyen akıllı uygulama altyapılarını desteklemek için HPE SimpliVity çözümünü devreye aldı. Teknolojiyi deneyimle birleştirerek uçtan uca dinamik, esnek ve güçlü bir çözüme kavuştu

1980 yılında kurulan Bursalı bugün hammaddeden son ürüne tam entegre üretim tesislerinde ürettiği ürünleri dünyanın dört bir yanına ihraç eden, Türkiye’nin en büyük havlu ve bornoz ihracatçısı konumunda. 50 bin m2 kapalı alana sahip tesislerde yıllık 10 bin ton pamuk ipliği ithalatı ve üretimi ile birlikte, 5 bin 400 ton havlu üretim kapasitesine sahip.

Bursalı Grup; Tekstil, Dış Ticaret, Turizm, Gayrimenkul ve Elektronik Ticaret olmak üzere 5 farklı sektörde faaliyet gösteriyor. Grubun lokomotif şirketi olan Bursalı Tekstil; havlu, bornoz, terlik, peştamal, kese vb. ev tekstili ürünleri üretiyor. Grup bünyesinde 550’nin üzerinde kişiyi istihdam ediyor.

Grubun küresel markası olan Nuacotton, dünyanın en prestijli iş ödülleri olan American Business Awards ve International Business Awards’da 2020 yılında toplam 11 ödüle layık görüldü. Bu ödüllerden biri de, grubun dijital dönüşüm projesi olan, sektörde ilk ve tek patentli Endüstri 4.0 çözümü, Bursalı Operations System (BOS)’a verildi.
Dünyadaki teknoloji trendlerini çok yakından takip eden şirket, rekabet gücünü artırmak ve iş süreçlerini otomatize etmek için ERP, MES, CRM, sektöre özgü grafik tasarım araçları, stratejik İK uygulamaları ve yatay-dikey entegrasyon servislerini kullanıyor. Tüm bu sistemleri kesintisiz, uyumlu bir şekilde eş zamanlı ve aynı performansta çalıştırabilmek çok büyük bir efor gerektiriyor.

Bursalı’nın artan kapasitesi ve genişleyen akıllı uygulama altyapılarını destekleyecek veri depolama, yedekleme ve felaket kurtarma senaryolarının tam senkron, verimli ve yüksek performansla karşılanması gerekiyordu. Bursalı Bilgi Teknolojileri Müdürü ve İcra Kurulu Üyesi Ayhan Mutlu, geleneksel mimarilerin getirdiği zorlukların farkında olduklarını ve yeni çağa uyum sağlayacak modern BT altyapıları oluşturma yolunda yeni bir dijital dönüşüm projesini hayata geçirmeyi planladıklarını belirtiyor. Yaptıkları POC ve benchmark’lar sonucuna göre, belirledikleri kriterlerin büyük çoğunluğunu HPE SimpliVity’nin karşıladığını gördüklerini ifade ediyor.

Projedeki seçim kriterlerini Mutlu şu sözlerle aktarıyor: “Hayata geçireceğimiz sistemlere karar verirken performans artışı, yüksek verimlilik, ölçeklenebilirlik, eski sistemlerle konsolide edilebilir olması, zaman ve maliyet avantajı sağlaması, yönetimi basit ve kolay olması, iş sürekliliği sağlayacak olması en önemli beklentilerimizdi. Ayrıca enerji verimliliği ve karbon ayak izini azaltma politikalarımıza da katkı sağlaması önceliğimizdeydi.

Öte yandan veri depolama birimlerinde olası kapasite artışları, beraberinde ciddi bir maliyet yükü de getiriyor. Bu sorunu HPE SimpliVity’nin sıkıştırma ve tekilleştirme özelliği sayesinde aşarak, veri depolama ünitelerimizi çok daha verimli kullanabileceğimizi, yaptığımız POC sonucunda gördük.’’

HPE SimpliVity ile uçtan uca bir çözüm
elde ettik

Ayhan Mutlu, Bursalı’daki HPE SimpliVity çözümünün sağladığı yararları ve avantajları şöyle sıralıyor: “HPE Simplivity çözümü ile performanslı, verimli ve ölçeklenebilir bir altyapı elde ettik, yönetimi kolay ve yüksek iş sürekliliği sağladık, saatler süren raporlarımızın oluşma süresini birkaç dakikaya indirgedik, yedekleme ve yedekten geri dönme işlemlerimizi saniyeler seviyesine çekebildik, donanım karmaşasından kurtulduk ve lisans maliyetlerimizi azalttık, felaket kurtarma senaryomuzda Aktif-Aktif bir yapı elde ettik.”

HPE SimpliVity ile veri boyutunda ne kadar tasarruf sağladıklarını da Mutlu, “Sanal sunucularımızı HPE SimpliVity’e taşıdığımızda, geleneksel sunucu ve depolama mimarimize göre veri boyutunu yüzde 50 azalttığımızı, buna karşılık performansın arttığını gördük. HPE SimpliVity’nin üstün sıkıştırma ve tekilleştirme özelliği sayesinde ortalama 1:495’lik verim sağladık. Ayrıca kendi içindeki yedekleme ve felaket kurtarma merkezine aldığı yedekleme ve yedekten dönme sürelerinin 15-20 saniyelere düştüğünü yaptığımız test senaryoları ile doğruladık” sözleriyle açıklıyor.

HPE ve iş ortağı Artı ve Artı ile çalışma nedenlerini ise “Bursalı olarak HPE ile çözüm ortaklığımız uzun yıllara dayanıyor. Geleneksel mimarimizdeki tüm sunucularımız, veri depolama ünitelerimiz, yedekleme ünitelerimiz, kablolu ve kablosuz tüm switch’lerimiz ve daha fazlası HPE ürünleriydi. Öte yandan hiper bütünleşik sistem arayışına girdiğimizde gördük ki HPE SimpliVity’nin çok daha minimal donanımla üretebildiği çözümü diğer markalar en az iki kat fazla donanımla sağlamaya çalıştı. Bir diğer etken ise HPE ürünleri üzerinde uzmanlaşmış kadromuz SimpliVity’nin yönetiminde oldukça avantaj sağladı.

Artı ve Artı’nın projeye yaklaşımını ve ortaya koydukları katma değerli çözümleri önemsiyorduk. Artı ve Artı’nın Bursa ekibi, altyapının tasarım sürecinden başlayarak projelendirilmesi, donanım seçimi ve testleri, kurulumu, sonrasında da tüm sistemlerin çalışır duruma getirilmesi olmak üzere tüm adımlarında yer aldı. HPE SimpliVity’nin yüksek teknolojisini Artı ve Artı’nın deneyimleriyle birleştirerek uçtan uca bir çözüm elde ettik” şeklinde dile getiriyor.

Kesintisiz ve tek noktadan
yönetim sağlandı

Bursalı’daki SimpliVity projesi, yapay zeka destekli yeni hiper bütünleşik altyapısıyla teknolojik yenilik içeriyor. HPE Türkiye Müşteri Yöneticisi Özer Mertcan Karakoca proje sonucunda kurumda elde edilen kazanımları şöyle özetliyor: “Tüm sistemin tek noktadan kolaylıkla yönetilmesi ve veri tabanında performans artışı sağlandı. HPE SimpliVity ile kesintisiz bir BT sistemine geçiş yapıldı; hızlı yedekleme / yedekten geri dönebilme avantajları sunulmuş oldu.”

Yüksek performanslı BT ihtiyacını
giderdik

Gelişen teknoloji ile birlikte Bursalı Grup’un teknolojik ihtiyaçları da değişip dönüşüyor. Artı ve Artı Teknoloji Satıştan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Hasan Tahsin Ergül, kurumdaki BT altyapı ihtiyacını ve sundukları çözümü şu sözlerle anlatıyor: “Bursalı Grup’un BT altyapısında performans, hız, iş sürekliliği ve yedeklilik ihtiyacı vardı. HPE SimpliVity ile birlikte bu ihtiyaçları giderdik.

Kurumdaki en belirgin ihtiyaç veri tabanında performans arayışıydı. HPE SimpliVity’nin SSD disk yapısının sağlamış olduğu yüksek performans sayesinde bu sorunu çözdük. Ayrıca yeni geçiş yapacakları kurumsal kaynak planlama-ERP yazılımıyla ilgili sürekli test ve geliştirme yapma ihtiyaçları vardı. HPE SimpliVity’nin hızlı yedekleme ve yedekten geri dönüş opsiyonları sayesinde test&geliştirme ortamında çok büyük bir konfor sağlamış olduk. Özellikle son dönemlerde yapılan fidyecilik saldırıları nedeniyle; canlı sisteme geçildiğinde ise bu kadar sık yedek alabilmek artık bir lüks değil ihtiyaç haline geldi.”

Proje Hedefleri

Kazanımlar​

“HPE SimpliVity’yi diğerlerinden ayıran en önemli özellik veri tekilleştirme ve sıkılaştırma yeteneği. HPE SimpliVity çözümü kurumumuzda veriye erişim hızı ve veri okuma/yazma işlemlerinde gösterdiği yüksek performans değerleri ile ön plana çıktı.”

İzzet Erten
AssisTT BT Genel Müdür Yardımcısı

AssisTT HPE SimpliVity ile
yüksek müşteri memnuniyeti sağladı

Çağrı merkezi sektöründe faaliyet gösteren ve hizmet sunduğu her bir müşterisinin mutlu olarak ayrılmasını ilke edinen AssisTT bunu gerçekleştirebilecek güçlü bir altyapı arayışında HPE’nin SimpliVity çözümünü tercih etti

Çağrı merkezi sektöründe faaliyet gösteren AssisTT, Kasım 2007’de yüzde yüz Türk Telekom iştiraki olarak kuruldu. Türkiye genelinde 16 bin çalışanıyla 43 müşterisine hizmet veren AssisTT, müşterilerine satış-pazarlama, yüz yüze hizmet, sosyal medya yönetimi, dış kaynak tedariği, gelir yönetimi gibi alanlarda çok kanallı müşteri deneyimi çözümleri sunuyor. AssisTT, müşterilerinin stratejik yol arkadaşı olarak sektörlere özel teknolojik çözümleriyle müşterilerine katma değer yaratarak eşsiz bir deneyim yaşatmayı hedefliyor. 

 

Şirket sesli yanıt sisteminden mobil uygulamalara, konuşma analizinden müşteri ilişkileri yönetimi, CRM uygulamalarına kadar çok çeşitli alanlarda BT hizmetleri sağlıyor. Bunların hepsi AssisTT için kritik hizmetler arasında yer alıyor. Sağlık Bakanlığı’ndan aşı için randevu alınan altyapının yazılımının, santralin ve ses teknolojilerinin arkasında da AssisTT imzası bulunuyor. Bu nedenle sunulan hizmetlerde kesinti olmaması ve yüksek kalite standartlarında servis sağlanması büyük önem taşıyor.

AssisTT büyük bir organizasyon yapısına sahip şirket olarak birçok şehirde operasyonu ve veri merkezi bulunuyor. Büyük çaptaki bu altyapının sağlıklı, güncel ve güvenli işletilebilmesi ise kritik önem taşıyor.

“Bizim gün içinde 1 saniye kesintiye tahammülü olmayan çok sayıda servisimiz var. Bu nedenle altyapımızda geleneksel mimari, geleneksel sanallaştırma ve son olarak devreye aldığımız hiper bütünleşik mimariyi iç içe kullanıyoruz. Yapımızın çok büyük bir kısmı hiper bütünleşik sistemler üzerinde çalışıyor ancak bazı durumlarda fiziksel sunucular kullanmak zorunda kalabiliyoruz” açıklamasını yapan AssisTT BT Genel Müdür Yardımcısı İzzet Erten, 7/24 tüm altyapıyı uçtan uca sürekli izlediklerini belirtiyor.

Müşteri mutluluğunu sağlayan bir
altyapı hedefliyorduk

AssisTT bütün süreçler için servis sürekliliği hedefini yüzde 99.99 olarak belirlemiş durumda. En kritik hedef; her bir müşterinin mutlu olarak ayrılması ve bunu gerçekleştirebilecek güçlü altyapıya sahip olmak. Bu bağlamda modern ve kesintisiz servis, bilgi güvenliği ve taleplere hızlı cevap verebilmek şirket için oldukça önemli.

İzzet Erten neden hiper bütünleşik mimariye ve HPE’nin SimpliVity çözümüne yatırım yapma kararı aldıklarını şöyle dile getiriyor: “Müşterilerimizin çok hızlı değişen beklentilerini çok daha çevik, daha güvenilir, daha esnek ve yüksek performansla karşılayabilmek; müşteri memnuniyetini en üst seviyelere çıkarabilmek için mevcut durumda dünya genelinde en yeni altyapı modeli olarak sunulan hiper bütünleşik yapıya geçmeye karar verdik. Bu vizyonun ardından da SimpliVity çözümünü “Storage” katmanında konumlandırmanın daha efektif olduğunu gördük.

HPE SimpliVity çözümü ise veri okuma/yazma işlemlerinde gösterdiği yüksek performans değerleri ile ön plana çıktı. Çünkü içinde bulunduğumuz dönem itibarıyla veriler artık çok daha büyük ve daha karmaşık. Dolayısıyla veriye hızlı ve güvenli erişebilmek organizasyonlar için birincil öncelik haline geldi.

Değerlendirme aşamasında en öncelikli kriterimiz performanstı. Sonra sırasıyla güvenilirlik, genişleyebilme kapasitesi, felaket kurtarma senaryoları, RPO, RTO ve RTA süreleri, teknik destek kalitesi ve son olarak yatırımın geri dönüşü ve TCO değeri oldu.”

7/24 kesintisiz servis sağlama hedefi doğrultusunda iş sürekliliğine büyük önem veren AssisTT, HPE SimpliVity ile birlikte bu hedeflerine de ulaşmış oldu. İzzet Erten, yeni yatırım ile birlikte elde ettikleri yararları şöyle anlatıyor: “En çok önem verdiğimiz konuların başında ikincil kopyanın oluşturulması, coğrafi yedeklilik, farklı şehirlerde bulunan ve felaket kurtarma sitesi olarak kullanılan veri merkezlerimize yapılan veri senkronizasyonu geliyor. Uzak noktalara yapılan senkronizasyonun süresi, kullandığı bant genişliği (bandwith) ve ikincil sistemin çalışır hale gelme süresini çok küçük seviyelerde tutmak bizim için çok kritik.

HPE SimpliVity’i diğerlerinden ayıran en önemli özellik “Dedup-Compression” ve dolayısıyla sağladığı veriye erişim hızı ile yüksek performans değerleri yakaladık. “Backup & Restore” sürelerimizde, “Backup” için gereken depolama-storage kapasite tüketiminde inanılmaz değerler gördük. Hayatımızı kolaylaştıran diğer bir özellik ise felaket kurtarma merkezi (FKM) kurulumunda sağladığı kolaylıklar oldu.

Diğer yandan artık yedekleme ve yedekten geri dönme (Backup & Restore) için farklı bir çözüm kullanmamıza gerek kalmadı ve tek bir ekran üzerinden yönetim yapabiliyoruz. Kaynaklarımızı artık daha efektif kullanıyoruz. HPE SimpliVity çözümünün sunduğu kolaylıklar tüm ekiplerimizin harcadığı eforlar üzerinde de olumlu etkiler sağladı. Ve servislerimizde yüksek, tatmin edici performans değerleri sunabiliyoruz. Bunların yanı sıra disk kullanımımızda da çok ciddi azalma oldu.”

HPE ve Artı Artı, teknolojisi ve uzmanlığıyla bize güven verdi

İzzet Erten, HPE SimpliVity sayesinde kullandıkları disk boyutunun yaklaşık yüzde 60 azaldığını gözlemlediklerini belirtiyor. Daha öncesinde 8 saat süren bir backup işlemini, SimpliVity ortamında yaklaşık yarım saatte tamamladıklarını da sözlerine ekliyor.

Bu projede HPE ve Platin iş ortağı Artı ve Artı ile nasıl çalışmaya karar verdiklerini ise Erten şöyle aktarıyor: “Ürünleri değerlendirirken, şirketlerin sunduğu teknolojiler, güvenilirlik, pazar payları, dünya genelinde bilinirlik, Türkiye’de bulundurduğu mühendis sayısı ve teknik destek kapasiteleri gibi kriterleri göz önünde bulundurduk. HPE şirketi bizde güven oluşturdu ve zaten proje boyunca sergiledikleri olumlu tutum ve yaklaşımlarla defalarca kendilerini kanıtladı.

Artı ve Artı, HPE’nin çözüm ortağı olarak, uçtan uca tüm sürecin gerçekleştirilmesinde rol üstlendi. Projenin tüm safhalarında geniş bir ekip ile katılım sağlayarak, yakın takip ve güçlü desteklerini hissettirdi. Açıkçası proje dışındaki konularda da zaman zaman bilgilerine ve desteklerine başvuruyoruz ve bu ayrıcalıklı destekleri için kendilerine teşekkür ederiz.”

Daha hızlı, esnek ve çevik bir
altyapıya geçildi

HPE Türkiye Hibrit BT Çözüm Mimarı Özgür Tan, HPE SimpliVity hiper bütünleşik çözümlerin şirketlerin hangi kritik BT ihtiyaçlarını karşıladığını ve AssisTT’de elde edilen sonucu şöyle ifade ediyor: “HPE SimpliVity hiper bütünleşik çözümü şirketlerin BT altyapılarının daha hızlı, daha esnek ve daha çevik bir hale gelmesini sağlıyor. Özetle lokal veri merkezlerinde bulut veri merkezi konforunu yaşatıyor. HPE SimpliVity ile hedeflenen başarı kriterleri, veri merkezleri içerisinde iş sürekliliği sağlamak, veri, disk ya da sunucu kaybına karşı toleranslı bir altyapı kurmak, kurulan bu altyapı ile birlikte performans iyileşmesi sağlamak, yedekleme sürelerini iyileştirmek, RTO ve RPO sürelerini saatler mertebesinden dakikalar mertebesine indirmek şeklinde sıralanıyordu. Proje sonrasında hedeflenen tüm kriterlere ulaşılmış oldu.”

Geleceğe dönük bir altyapı
oluşturuldu

AssisTT projesinde, 23 yıllık sektörel deneyime sahip HPE’nin Platin iş ortağı Artı ve Artı uçtan uca tüm süreçlerde yer aldı. Artı ve Artı Genel Sektör Satış Müdürü Didem Kara HPE SimpliVity çözümüyle rakiplerine göre AssisTT’de nasıl bir farklılık yarattıklarını şu sözlerle aktarıyor: “Hiper bütünleşik sistemler sunucu, depolama ve ağ katmanını içerisinde konsolide ediyor. Pazarda da bu konuda ciddi rakiplerimiz var. Ama bizi ayıran önemli özelliklerimiz mevcut. Bunlardan bir tanesi tek ekrandan yönetim. Bir diğer özelliğimiz de SimpliVity’nin sıkıştırma ve tekilleştirme özelliği. Bu özellikler sayesinde sistem üzerine taşınan veriler için 4:1’den fazla oranda bir kapasite kazanımı sağlanmış oldu. Tüm iş yükleri sistem üzerine taşındığında SimpliVity standardı olan minimum 10:1 oranında bir kapasite kazanımı sağlamayı amaçlıyoruz. Dolayısıyla AssissTT’nin yaptığı yatırımın ne kadar doğru olduğunu ve sistem için herhangi bir gelecek kaygısı olmadan yaşam döngüsüne devam ettiğini gözlemledik. Tüm bu özelliklerin yanı sıra donanımsal arızaların önüne geçmek için global bir yapay zeka çözümü olan HPE Infosight ile HPE SimpliVity’nin de beraber çalıştığını müşterimize gösterdik.”

Proje Hedefleri

Kazanımlar​

“Dijital dönüşüm çözümümüzü oluştururken veri güvenliği, çeviklik ve yüksek performans özelliklerini sağlamasına önem verdik. Yaptığımız çalışma ve testlerde HPE SimliVity çözümünün bu kriterlere çok uygun olduğunu gördük. HPE SimpliVity söz konusu özelliklerinin yanı sıra tümleşik yedekleme ve kolay yönetiimi ile de bize cazip geldi

HPE Simplivity ile daha az işgücü harcayarak daha hızlı operasyon süreçlerine geçiş yaptık ve kolay bir yönetim yapısına kavuştuk.”

Oktay Zeren
SPL Bilgi Teknolojileri ve Uygulama Geliştirme Müdürü

SPL HPE SimpliVity ile dönüşümünü
zirveye taşıdı

SPL dinamik, hızlı ve esnek çalışma şeklini devam ettirmek, dijital ortamlarda artan iş hacmine yanıt verebilmek için HPE’nin hiper bütünleşik çözümü SimpliVity’e yatırım yaptı

Sermaye Piyasası Lisanslama Sicil ve Eğitim Kuruluşu A.Ş. (SPL), Sermaye Piyasası Kurulu (Kurul) tarafından sermaye piyasası kurumlarında ve halka açık ortaklıklarda çalışanlara veya çalışacaklara lisans verme, lisans gerektiren unvan ve göreve sahip kişilerin sicilini tutma ve lisanslarla ilgili eğitim programları düzenlemekle yetkilendirilmiş bir kuruluş. 2011 yılında faaliyetlerine başlayan SPL, sermaye piyasasında faaliyette bulunanlar için, Kurul’un verdiği yetkiye istinaden lisanslama sınavlarını düzenliyor. Ortalama 200 bin sınav hizmeti; yenileme eğitimleri bazında ise ortalama 15 bin kişiye eğitim hizmeti veriyor.

SPL Bilgi Teknolojileri ve Uygulama Geliştirme Müdürü Oktay Zeren, şirket yapısı olarak BT altyapısının kendileri için büyük önem taşıdığını ve işlerinin tamamına yakınının dijitalleştirildiğini belirtiyor. “Sermaye piyasalarında faaliyet alanımız içerisinde dijital dönüşümün en iyi örneklerinden biriyiz” diyen Zeren, BT Yönetimi tarafından desteklenmesi gereken iş süreçlerini şöyle dile getiriyor: “Lisanslama, sicil ve yenileme eğitimi süreçlerinin tamamı dijital ortamlarda yapılıyor, sınavlarımız ise belirli lokasyonlarda tamamen dijital ortamda düzenleniyor. Bununla birlikte, her geçen gün e-sınav lokasyonu sayısını artırmak için büyük bir hızla çalışıyoruz. Tüm süreçlerimizi kendi otomasyonumuz üzerinden takip ediyoruz. Dolayısıyla da BT yönetimi tüm işlerin içerisinde olmak zorunda.”

Kuruluş içerisinde kullanılan yazılım ve eğitim materyalleri dijital ortamlarda yani BT altyapısı üzerinde yürütüldüğü için de süreçler tamamen BT üzerinden ilerliyor. Dolayısıyla da yapının dinamik olması gerekiyor.

SPL bu dinamik, hızlı ve esnek çalışma şeklini devam ettirmek, dijital ortamlarda artan iş hacmine yanıt verebilmek için BT altyapısını güncelledi ve güçlendirdi. HPE’nin hiper bütünleşik çözümü SimpliVity’e yatırım yaparak altyapıda yaşadıkları kısıtları giderme yoluna gitti. “Kurumdaki mevcut sistemimizin yaşam döngüsü dolmak üzereydi ve ihtiyaçlara istenilen seviyede cevap veremiyordu. Ayrıca daha dinamik bir yapıya ihtiyacımız vardı” diyen Zeren, bu nedenlerden dolayı altyapılarını yenileme kararı aldıklarını belirtiyor.

Süreçleri hızlandırarak güvenli
bir yapıya adım attık

Çözümü oluştururken temel aldıkları kriterleri ve SimpliVity’nin bu noktada öne çıkan özelliklerini Oktay Zeren şöyle açıklıyor: “Belirlediğimiz kriterleri veri güvenliği, çeviklik ve performans olarak sıralayabilirim. Dönüşüm çözümünü oluştururken de bu kriterleri gözeterek bir çalışma yaptık ve HPE SimpliVity çözümünün bu kriterlere çok uygun olduğunu gördük. HPE SimpliVity veri güvenliği yanı sıra, performans, tümleşik yedekleme ve kolay yönetimi ile bize cazip geldi.”

HPE SimpliVity’nin devreye alınmasıyla birlikte SPL’de operasyonel iş süreçlerinde elde ettikleri kazanımları Oktay Zeren şu sözlerle anlatıyor: “Yeni sistemle birlikte 2019 yılında başlattığımız operasyonel iş süreçlerini dijitalleştirme çalışmaları artık donanım olarak desteklenmeye başlandı ve tüm yazılımlarımızı eksiksiz güncelleyebildik. Böylece daha önce manuel yürütülen birçok süreç artık elektronik ortamda çok daha hızlı bir şekilde yapılmaya başlandı. Tüm süreçlerde önemli sayılabilecek oranda zamandan tasarruf edilerek konfor sağlandı. Bunun sonucu olarak da sistemin performansıyla ilgili çalışanlarımızdan olumlu geri dönüşler aldık. Diğer taraftan altyapı, yazılım ve donanım olarak birbirini destekler hale geldi. Daha az işgücü harcayarak daha hızlı operasyon süreçlerine geçiş yaptık ve kolay bir yönetim yapısına kavuştuk. Hedefimiz zaten hem süreçleri hızlandırmak hem de güvenilir bir BT ortamı sağlamaktı. Bunları da HPE SimpliVity ile birlikte sağlamış olduk.”

SPL’de veri yedekleme konusunun çok önemli olduğunun altını çizen Zeren, HPE SimpliVity’nin bu konudaki beklentilerini de karşıladığını şu sözlerle aktarıyor: “Bizim tarafta en kritik konulardan bir tanesi de yedeklemeydi. Eski sistemlerde saatlerce süren yedekleme işlemini HPE SimpliVity saniyeler seviyesine indirdi. Eskiden, aldığımız yedekten geri dönememe korkumuz vardı; artık öyle bir derdimiz kalmadı. Yaptığımız PoC çalışmaları sonucunda HPE SimpliVity bizden tam not aldı.”

Projede hızlı ve kaliteli servis verdikleri için HPE ile çalışmayı tercih ettiklerini söyleyen Zeren, “HPE her zaman en güvendiğim markalardan biri olmuştur. Burada da servis kalitesini bize yansıttı ve güven sağladı. Aynı zamanda tüm süreçlerde kol kola çalışma şansımız oldu. Bize en büyük katma değeri işlerimizi zamanında ve güvenle yapabilme imkânı sağlaması oldu diyebiliriz” sözleriyle de memnuniyetini belirtiyor.

Projede HPE iş ortağı olarak yer alan Artı ve Artı’nın, bu sürecin mimarı olduğunun altını çizen Oktay Zeren, hem satış öncesi hem de satış sonrası ekipleri ile projenin tamamında kendilerini olumlu yönlendirdiklerini dile getiriyor ve şunu ekliyor: “Artı ve Artı bizi HPE SimpliVity ürünü ile tanıştırarak ürünün kabiliyetlerini net bir şekilde gösterdi. Bunun yanı sıra, bizi bir müşteri gibi değil de kendi ailelerinden biri gibi hissettirip projeye de profesyonelce yaklaştılar. Proje sonuçlansa da daima yanımızdalar.”

Dinamik ve çevik bir yapıya geçildi

HPE bu projede SimpliVity’nin dahili olarak sunduğu yedeklilik, veri koruma ve kullanım kolaylığı özelliklerini öne çıkardı. HPE Türkiye Hibrit BT Çözüm Mimarı Özgür Tan, proje kapsamında çözüm adımlarını; iş sürekliliği, yüksek erişilebilirlik, çeşitli arıza senaryolarına karşı toleranslı bir yapı ve güncellenmiş olan altyapı teknolojisi ile yüksek performanslı bir sistem sağlayabilmek olarak belirlediklerini söylüyor.

Tan, HPE SimpliVity ile SPL’nin BT yönetiminde elde ettiği avantajları şöyle özetliyor: “Dahili olarak sunulan yedeklilik özelliği ile saatler hatta günler süren yedekleme süreleri dakikalar ve saniyeler mertebesine düştü. Yine aynı şekilde yedekten geri dönüş-restore işlemleri ya da belirli sürelerde yapılan restore testleri saniyeler mertebesinde yapılabilir oldu. Sunucu, veri depolama ve sanallaştırma katmanları tek bir ara yüzden yönetilebilir hale geldi. Yedekleme süreçlerinin iyileştirilmesi, yönetim kolaylığı gibi özelliklerle birlikte BT altyapısının çok daha dinamik ve çevik bir yapıya geçmesi sağlandı.”

HPE SimpliVity ile SPL’yi yüksek
BT maliyetlerinden kurtardık

SPL’deki HPE SimpliVity projesinin mimarı olan Artı ve Artı’nın Kurumsal Çözümler Müdürü Murat Tan, kurumda yaşanan sıkıntıları ve SimpliVity’e geçiş aşamalarını şöyle aktarıyor: “Mevcut sistem eskiydi ve yenilenmeye ihtiyacı vardı. RAM, disk ve işlemci ihtiyaçları hem günden güne artıyor hem de sistem eski olduğundan dolayı kaynakları fazladan kullanmak gerekiyordu. Mevcut kaynaklara ek yatırım yapmanın maliyet olarak yüksek kalacağını aynı zamanda da teknoloji anlamında bir yenilik getirmeyeceğini fark ettik ve SPL’ye konuyu ilettik. Hem veritabanı uygulamalarında hem de içeride kullanılan diğer uygulamalarda yavaşlığın mevcut sistem ile giderilemeyeceğini gördük. Sonrasında da birlikte yaptığımız değerlendirmelerde değişimin daha doğru bir çözüm olduğuna karar verdik.

Değişiklik kararından sonra ürün seçimine geçildiği anda geleneksel mimari ile hiper bütünleşik mimari arasında seçim yapılması gerekiyordu. Yapılan PoC çalışmaları sonucunda hiper bütünleşik çözüm olan SimpliVity kararı verildi. Bu kararın alınmasındaki en büyük sebeplerden bazıları verinin hızlı transferi, kolay yönetim ve sıkıştırma-tekilleştirme oranları oldu. Bunların yanı sıra HPE SimpliVity ile beraber gelen veri yedekleme özelliği de yaşanan sıkıntıları giderdi. Genele baktığımızda sıkıştırma, tekilleştirme ve yedekleme özellikleri ile birlikte data verimliliğinin 50:1 oranında olduğunu gördük.”

Proje Hedefleri

Kazanımlar​

  • ...
  • ...
  • ...
  • ...
  • ...
  • ...
  • ...
  • ...
  • ...